9 Ekim 2008 Perşembe

G7 ülkelerinden kriz önlemleri

Sanayileşmiş yedi ülkenin oluşturduğu G7 Maliye bakanları, bir başka küresel krizi önlemeyi amaçlayan bir planı kabul ettiler.

Washington’da bir araya gelen Maliye Bakanları, küresel piyasalardaki dalgalanma ile ABD Doları’ndaki değer kaybı nedeniyle kaygılandıklarını dile getirdiler.||Maliye Bakanları, ABD’de ortaya çıkarak, tüm dünyayı etkileyen küresel krizin, reel ekonomiyi etkisinin sınırlı olması için gayret edilmesi gerektiğini dile getirerek, önlem alınması gerektiğini bildirdiler. Toplantının ardından yapılan ortak açıklamada, kısa dönemde ekonomilerin olumsuz etkileneceği, ancak uzun dönemin olumlu göründüğü bildirildi. G7’nin yeni planı çerçevesinde, halen yaşanan krizin bir başkasının yaşanmaması ve kalıcı bir çözüm için uzun dönemde, küresel mali piyasaların esnekliğini artırmayı ve piyasalardaki güveni güçlendirmeyi amaçlıyor.

Merkez Bankası'ndan kriz önlemi

Merkez Bankası, 2002 yılında çekildiği döviz depo piyasasındaki aracılık faaliyetlerine, küresel piyasalarda yaşanan krize karşı bir önlem olarak bugün yeniden başladı.

Bankalar, Merkez Bankası bünyesindeki Döviz Depo Piyasasında bugünden itibaren, birbirlerinden borç alıp verebilecekler. Küresel mali krizin etkisiyle döviz likiditesi akışkanlığının azalması üzerine alınan bu önlemle, bankaların döviz ihtiyacının karşılanması, piyasaya döviz likiditesi yaratılması amaçlanıyor.

Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, Banka bünyesinde 1988 yılında kurulan Döviz ve Efektif Piyasalarında Merkez Bankası’nın bir taraftan işlem yapmaya yetkili bankaların birbirleri ile gerçekleştirdiği çeşitli döviz işlemlerine aracılık ederken, diğer yandan politika hedefleri doğrultusunda işlemler de yapabildiği anımsatıldı. Açıklamada, piyasa bünyesindeki döviz depoları piyasasının Banka’nın aracılık faaliyetleri yürüttüğü piyasalardan birisi olduğu belirtildi.

Temel hedefi fiyat istikrarının sağlanması olarak belirlenen Banka’nın döviz piyasalarındaki rolünün bu hedefin gerçekleştirilmesine yönelik döviz kuru politikalarının daha iyi uygulanması ve anlaşılmasını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırıldığı ve bankalara Merkez Bankası taraflı olmayan işlemler için tanınmış limitlerin 2002 yılı içinde kademeli olarak sıfırlandığı hatırlatılarak, Temmuz 2002’de başlayan Döviz ve Efektif Piyasaları döviz depo piyasasındaki aracılık faaliyetlerinden çekilme sürecinin 2 Aralık 2002’de tamamlandığı anlatıldı.

Son dönemde uluslararası kredi piyasalarında yaşanan sorunların, küresel finans sektörünün güvenilirliğine ilişkin kaygılarla birleşerek gelişmiş ülke para piyasalarında sıkışmaya neden olduğu vurgulanan açıklamada, bu piyasalardaki sorunların gidererek etkin bir şekilde çalışmasını sağlayacak olan ilgili ülke merkez bankaları olduğu ve Merkez Bankaları’nın düzenledikleri likidite operasyonları ile kendi para piyasalarındaki sıkışmayı gidermeye çalıştığı kaydedildi.

DÖVİZ LİKİDİTESİ AKIŞKANLIĞI AZALDI

Böyle bir belirsizlik ortamının zaman zaman Türkiye’de de döviz likiditesi akışkanlığının azalmasına neden olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu nedenle, bankalar arası döviz piyasasında döviz likiditesinin akışkanlığının artırılmasına katkıda bulunmak amacıyla uluslar arası piyasalardaki belirsizlikler ortadan kalkıncaya kadar Merkez Bankası’nın Döviz ve Efektif Piyasaları döviz depo piyasasındaki aracılık faaliyetlerine bugünden itibaren yeniden başlanmasına karar verildiği bildirildi.

Açıklamada, bu çerçevede, Döviz ve Efektif Piyasaları Uygulama Talimatı ile belirlenen kurallar doğrultusunda döviz depo piyasasındaki bankaların Merkez Bankası aracılığı ile birbirlerinden borç alıp verebileceğinin altı çizildi.

"Hala krizin ortasındayız"

Washington'da bugün IMF-Dünya Bankası yıllık güz toplantıları yapıldı.

IMF-Dünya Bankası toplantılarına yönelik düzenlenen basın toplantısında konuşan IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, "Perde arkasındaki işbirliği geliştirilmeli" dedi.

Bahar toplantılarında konuşulan gıda ve petrol fiyatlarındaki artışa değindiklerini söyleyen Strauss-Kahn, "Ülkelere bazı tavsiyeler verdik ve teknik yardımda bulunduk. Onları finansal açıdan da destekledik. Şu an sorun şu ki çok fazla yardım istendi. Çok fazla yardım verildi ve şunu anlıyorum gelişmekte olan olan ülkelerin bütçesi aslında tehdit altında kısıtlanmış durumda, dolayısıyla şu an yardım sağlamak giderek zorlaşıyor. Gelişmiş ülkeler fakir ülkelere yardımı keserek krize müdahale etmemeli" diye konuştu.

"IMF Tanzanya Başkanı'yla 2009 Mart ayında Afrika'nın son dönemdeki ekonomik sürdürülebilirliğini nasıl sağlayabileceğimiz yönünde bir konferans düzenleyeceğiz. Kıdemli politika yapıcıları, özel sektörden kişiler ve etkin partnerlerimizle burada bir araya geleceğiz, bu konuda basın bülteni de dağılacak" diyen Kahn, hala krizin ortasında olunduğunu, ancak mali krizin derslerinden bahsetmek gerektiğini söyledi.
Krizin sebeplerini anlamanın önemliliğine değinen Kahn, "Sebepleri anlarsak zaten sonuçlara gideceğiz. Krizler açıkçası gelişmiş ülkelerdeki denetçiler ve regülatörlerin başarısızlıklarından kaynaklanıyor" diyerek, IMF ve FSF'in daha erken çalışmaya başladığını ancak yapılanların henüz yeterli olmadığını ifade etti.

Strauss-Kahn konuşmasına şöyle devam etti: "Değerlere bakmamız gerekiyor bu bağlamda. Regülasyolara bakmamız gerekiyor, bilgi akışındaki boşlukları da durdurmamız gerekiyor. Bizim pratik tavsiye vermemiz gerekiyor hükümetlere ve merkez bankalarına. Bizim geçmişe bakmamız gerekiyor. Real ekonomi üzerinde çalışan OECD, mali bakanlıklar, öte yandan mali sektörde çalışan kurumlar da var merkez bankaları gibi ancak son krizde önemli bir yer işgal ediyor bu tür bağlantıları algılayabilmek için. Şimdi çalışmalarımızı daha da ileri getirmemiz gerekiyor, krizin sonunu bekleyemeyiz. Daha geniş kapsamlı olarak ise bizim mimariden yani mali mimariden dersler almamız gerekiyor. Burada tabii ki bu yapının etkinliği ve yasallığı söz konusu olacaktır. Tüm ülkeler çözümün parçası olmalı çünkü problemde zaten tüm ülkeler var. Bizim edindiğimiz deneyimleri kullanarak gözlem mekanizmaları oluşturmamız gerekiyor. Kriz sonrası işimize eskisi gibi dönebiliriz dersek bu kötü olacaktır. Krizden ders alınmalı."

"Biz mali kriz açısından gerçekten zor bir durumdayız" diyen IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, "Çünkü kriz bitmedi ve ekonomik beklentiler açısından da endişeliyiz. Sorunları çözmemiz gerekiyor. Hızlıca hareket etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda daha işbirlikçi bir yolla çalışmamız gerekiyor. IMF bu bağlamda yardıma hazırdır" dedi.

Basın toplantısının ardından, "Uluslararası işbirliğinin etkin olarak ne tür formlarını görüyorsunuz?" sorusunu yanıtlayan IMF Başkanı Kahn, geliştirilmesi gereken 2 işbirliği olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "İlki şudur, ortaklarımızla bazı dönemlerde görüştük, bazen yalnız karar aldık. İşbirliğiyle ulusal faaliyet arasındaki konuya dikkat çekmek istiyorum. Siz mali kurumlarla birlikte bir karar aldıktan sonra ülke olarak farklı karar alabilirsiniz. Bazı ülkelerin aldığı kararlar diğer ülkeleri de etkileyecektir. İşbirliğinin bir parçası budur, ben de bunu arka plandaki işbirliği olarak aktarıyorum. Diğeriyse mevcut konumdan dersler alınan işbirliğidir. Benim görüşüm, bu bir grup ülke tarafından başlatılsa da, örneğin G7 ya da G8 tarafından oluşturulabilir, daha sonra tüm ülkeler bunu geliştirmelidir. Biz uygulama istiyorsak mali sektörde bunlar gerekiyor."

Öte yandan, IMF-Dünya Bankası yıllık güz toplantılarına Türkiye'yi temsilen Mehmet Şimşek katıldı.

Piyasaların yıl sonu beklentileri bozuldu

Piyasaların enflasyon ve cari işlemler açığı beklentilerinde görece iyileşme yaşanırken, büyüme, faiz ve kurlara ilişkin beklentilerinde kötümserlik dozu arttı.

Mali ve reel sektörün 2008 yılı TÜFE artışı beklentisi 0,3 puan düşerek yüzde 10.4’e, cari açık beklentisi de 66.9 milyon dolar düşerek 51 milyar 89.7 milyon YTL’ye gerilerken, yıllık büyüme beklentisi de yüzde 3.6’ya kadar indi. Yıl sonu dolar kuru beklentisi ise 1.3619’a yükseldi. Yıllık büyüme beklentisi ise yüzde 3.6’ya kadar indi.

AYLIK TÜFE BEKLENTİSİ YÜZDE 1.16

Merkez Bankası’nın mali ve reel sektördeki karar alıcılarla her ay iki kez gerçekleştirdiği Beklenti Anketi’nin Ekim ayı birinci dönem sonucunu açıkladı. Buna göre, piyasaların TÜFE bazında Ekim ayı enflasyon beklentisi yüzde 0.15 ile yüzde 2 arasında değişti. Ankette, Ekim ayı enflasyon beklentilerinin ağırlıklı ortalaması yüzde 1.16 olarak ölçüldü.

Beklenti anketinde uygun ortalamaya göre gelecek ayın enflasyon beklentisi yüzde 1.04, iki ay sonrası için beklenen oran yüzde 0.67 olarak ölçüldü.

Yıl sonu TÜFE artışı beklentisi önceki ankete göre 0.3 puan düşerek yüzde 10.4’e inerken, 12 ay sonrasının enflasyon beklentisi 0.02 puan artarak yüzde 8.52’ye çıktı, 24 ay sonrasının enflasyon beklentisi de 0.01 puan düşüşle yüzde 7.22’ye indi.

FAİZDE ARTIŞ BEKLENTİSİ

Gelecek 3. ayın altı aylık Hazine Bonosu ihalesi yıllık bileşik faiz oranı beklentisi önceki ankete göre 0.56 puan artarak yüzde 19.15’e, gelecek 12. ayın oranına ilişkin beklenti 43 puan artarak yüzde 17.76’ya yükseldi.

Gelecek 3. ayın 5 yıl vadeli, 6 ayda bir sabit kupon ödemeli YTL cinsi Devlet Tahvili ihalesi yıllık bileşik faiz oranı beklentisi 0.91 puan artarak yüzde 19.8’e, gelecek 12. ayın 5 yıl vadeli, 6 ayda bir sabit kupon ödemeli YTL cinsi Devlet Tahvili ihalesi yıllık bileşik faiz oranı beklentisi de 0.85 puanlık artışla yüzde 18.40’a çıktı.

MERKEZ BANKASI’NIN FAİZİ DEĞİŞTİRMEYECEĞİ BEKLENİYOR

Para piyasası gecelik borçlanma faizinde halen yüzed 16.75 olan oranın Ekim ayında da değişmeyeceği öngörülürken, gelecek üç ayın sonundaki orana ilişkin beklenti önceki ankete göre 0.03 puanlık artışla yüzde 16.65, gelecek 12 ayın sonundaki orana ilişkin beklenti de 0.07 puan artışla yüzde 15.71 olarak ölçüldü.

CARİ AÇIKTA DÜŞÜŞ KURDA ARTIŞ

Ekim sonu dolar kuru beklentilerinin uygun ortalaması 1.3639 YTL olarak ölçülürken, yıl sonu dolar kuru beklentisi önceki ankete göre 81 YKr artarak 1,3619 YTL’ye, 12 ay sonrasının kuruna ilişkin beklenti de 68 YKr artarak 1,4023 YTL’ye yükseldi.

Yıl sonu cari işlemler açığına ilişkin beklenti önceki ankete göre 66.9 milyon dolar düşerek 51 milyar 89.7 milyon YTL’ye geriledi.

Önceki ankette yüzde 3.9’a gerileyen 2008 yılı büyüme oranı beklentisi son ankette yüzde 3.6’ya kadar indi. Gelecek yılın büyüme oranına ilişkin beklenti de yüzde 4.2’den yüzde 3.7’ye düştü.

Mali kriz siyasi krize dönüşebilir

Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, dünyada yaşanan mali krizin bir siyasi krize dönüşebileceğini söyledi.

Steinmeier, Potsdam kentinde düzenlenen "Sosyal Avrupamız" konulu bir toplantının kapanışında yaptığı konuşmada, AB'nin küresel finans krizinden ders çıkarması gerektiğini belirtti.

Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşların haklı olarak tüm ülkelerin birlikte küresel krizden ders almalarını beklediğini ifade eden Steinmeier, politikacıların bu konuda başarılı olması gereğine işaret etti. Steinmeier, "Aksi takdirde mali krizin bir siyasi krize dönüşebileceğini" kaydetti.

Politikacıların ekonomik kalkınma hedefine yeni bir yön kazandırarak vatandaşların mali sisteme duydukları güveni yeniden tesis etmelerini isteyen Almanya Dışişleri Bakanı, Avrupa ülkelerinin de maliye ve sermaye sisteminde yeni kurallar belirlemeleri gerektiğini söyledi.

Toplantıya katılan Bulgaristan Başbakan Yardımcısı Meglena Plugçieva da Avrupa ülkelerinin sosyal sorunlarla daha yoğun bir şekilde ilgilenmeleri çağrısında bulundu.

Bu arada, Alman milli takımının menajeri Oliver Bierhoff, küresel finans krizinin futbol ekonomisine de vuracağını söyledi.

28 ülke risk altında

Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, Batılı ülkeleri vuran finans krizinin, gelecek günlerde gelişmekte olan ülkelerde büyük bunalıma yol açabileceği uyarısında bulundu.

Reuters haber ajansının sorularını yanıtlayan Zoellick, küresel mali krizin yayılmakta olduğunu, bunun sonucunda gelişmekte olan ülkelerde, dış ödemeler dengesinde açık, bankacılık krizleri ve şirket iflaslarının görülebileceğini söyledi.

Zoellick, küresel mali krizin yanında artan petrol ve gıda fiyatlarının, gelişmekte olan ülkelerde yoksulları daha zor durumda bırakabileceğini söyledi.

Dünya Bankası’nın hazırladığı son rapora göre, artan fiyatlar nedeniyle dünya genelinde yetersiz beslenen yoksulların sayısı bu yıl 960 milyona çıkacak. Bu sarsıcı rapor, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkelerin maliye bakanlarıyla hafta sonunda yapacağı zirveye sunulacak.

G-20’LER TOPLANIYOR

ABD yönetimi, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın hafta sonunda yapılacak yıllık toplantıları çerçevesinde, sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkeleri bir araya getiren G-20 platformunu toplantıya çağırdı.

ABD Hazine Bakanı Henry Paulson, G-20’lerin acil toplantısında, küresel finans krizine karşı atılacak adımların eşgüdümünün ele alınacağını söyledi. G-20 platformunda Türkiye de bulunuyor.

Dünyanın sanayileşmiş 7 ülkesinin maliye bakanları ve merkez bankası başkanları da yarın Washington’da bir araya gelecek. G-7 grubunda ABD ve Almanya’nın yanı sıra, Japonya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada bulunuyor.